Dolar : Alış : 30.9582 / Satış : 31.0140
Euro : Alış : 33.6051 / Satış : 33.6657
HAVA DURUMU
hava durumu

Adana

- Hoşgeldiniz - Sitemizde 14 Kategoride 1553 İçerik Bulunuyor.

Röportajlar

Oyuncaklar Alın Çocuklara!

09 Şubat 2024 - 42 kez okunmuş
Ana Sayfa » Yazarlar»Oyuncaklar Alın Çocuklara!
Oyuncaklar Alın Çocuklara!

18 Kasım 1928…

Walt Disney yarattı onu. 18 Kasım 1928 de onun doğum günü kabul ediliyormuş. Tahmin edeceğiniz üzere bir karikatürden ve bir çizgi film karakterinden bahsediyorum.

Mickey Mouse…

Bir süre seslendirmesini Walt Disney yaptı. Daha sonra bayrağı seslendirme sanatçısı ve oyuncu WayneAllwine teslim aldı. Bu bayrağı 2009’a kadar da bırakmadı. Vefatı ile birlikte son buldu.

Minnie Mouse…

Onu da Russi Taylor (WayneAllwine’ın eşi) seslendirdi.

Mickey Mouse sadece bir karikatür, çizgi film karakteri olarak kalmadı elbette…

Eskiden kitap, defter kaplardık. Şimdi kaldı mı bunlar bilmem! Özenle seçilirdi o kâğıtlar… Onlara uygun etiketler… Kimi zaman karşımıza oralarda çıktı. Kimi zaman kurşun kalemlerimizin desen seçimini ondan yana kullandık. Mesela benim çizmesini en çok sevdiğim karakterlerden biridir (gerçi eskisi kadar oturup bir şeyler karalamayalı epey oldu ama neyse…). Yastıklarımızda bile yer aldı bazen. Kupa bardaklarımızda, görmemize akreple yelkovanın izin verdiği sürece saatlerimizin de içindeydiler ve kimi zaman kordonlarında! Nefesimiz tükenen kadar şişirdiğimiz balonlarda karşılaşırdık onunla. Ne oyunlar oynamışızdır kim bilir! 🙂 Hiç unutmam küçükken ablamla benim sarı renkte plaj çantamız vardı. Üzerindeki baskılarda bilin bakalım kim vardı? 🙂 Rozet takardık eskiden… Çantalarımıza, eteklerimize, ne bilim şapkalarımıza falan… Onlarda da vardı hatırlıyor gibiyim.

Oyuncaklarımız arasında da yerini almayı başarmıştı Miki!!! Ona sarılıp uyuduğumuz zamanlar da oldu. Sanki canlıymış gibi konuştuğumuz vakitler de… Nereye gitsek yanımızda onu da götürdük. Çünkü onu arkadaş olarak gördük. Çocuk aklı işte… Belki de en güzel akıl! En gerçeklerden uzakta ama gerçekliğin de bir o kadar sahici ve içten olduğu zamanlar… Hayal dünyamızdaki hayat ve her şey olması gerektiği gibi bizce; çocukça! O kendi dünyamızda her şey yerli yerinde. Biz yarattık o dünyayı ve o yüzden her şey kusursuz olmalı! Mükemmeliyetçilikle henüz kafayı yememiştik ama orada istemesen de her şey gayet mükemmeldi zaten. Tam da senin istediğin gibi her şey ve herkes…  Dünya iyisi tüm insanlar ve dünya da yaşamak için ayak direnmesi gereken en muazzam şey! Umutlarımız, çocukça gülüşümüz kadar aydınlıkta! Dileklerimiz biraz çikolata ve oyuncakları geçmeyecek kadar safça! Herkesin elinden tutup güneşe yürüyebileceğimiz kadar kalbimiz ak pak. Avazımız çıktığı kadar ağlayabileceğimiz kadar umursamasız da. Kimseyi takmaz bu kafa. Ama habersiz kalındı mı bir konuda tüm haberler çocuklardan alınmakta. Yeri geldi mi çocuğuzdur belki ama yeri geldi mi büyüklerden daha aklı başında olmayı da bilirdik en büyük farkındalıklarla! Timsah gözyaşları nedir bilmeden ağlardık oyun oynarken düştüğümüzde. Kuşlar gibi uçabilmeyi isterdik minik kollarımızla dünyayı kucaklarken. “Ay” bizim geceleri beliren dedemizdi. Bembeyazdı ve hep gülümserdi. Şarkımız bile vardı onun için. O bizim gecemizi aydınlatan koruyucu meleğimizdi! Dondurmamızı yerken en sevdiğimiz Miki bluzumuza eriyen çikolatayı akıtmayı başarırdık çoğu zaman. Başımızı eğip lekeye bakardık ve gülerdik karşımızdakinin yüzüne bakarak.

Biz oyuncaklarla büyümek nedir çok iyi bilen çocuklardık. Çocukların kendi dünyalarını kurmalarına imkân veren minik, cansız arkadaşlar… Ama her daim derdimizden anlarlardı.

Yemek yedirmeye hiç kalkışmadınız mı yani? Ya da konuşurken size tepki verecek mi diye yüzünüzü hiç bir anda dönmediniz mi onlara? Ellerinden tutup yürütmeye kalkışmadınız mı? Kimi zamanda uyutmaya?

Benim de tatlı bir Miki’m vardı (hala da duruyor). O bana kuzenimden hediye. Aslında o da bir arkadaşından kendine hediyeydi de… Ben onsuz yapamayınca ve üzüldüğümü görünce kıyamadı bana J Başkasının alınmasını istememiştim. İnat ettim: Bir Miki’m olacaksa o Miki olacaktı 🙂 Bir baktım dayanamadı daha fazla. Hediye etti onu bana. O anki mutluluğunu tarif et deseniz imkânı yok edemem. Dünyalar benim olmuştu denir ya… Öyle bir şeydi sanırım. O gün bugündür en sevdiğim oyuncağım o oldu. Sağ elinin avucunda bir düğme var. Ona basınca ninni çalar. Üç tane seçeneği var. Beğenmezsen değiştir. Öyle ninni diyip geçmeyin. Melodi olarak çalıyor sadece ve gerçekten dinlendiriyor insanı dinlerken. En azından çocukken durmadan dinlerdim. Şimdi büyüdük tabii. Ama olsun. Yine de bazen ona sarılıp uyuyorum: hatırlamak istediğim çocukluk anılarım için. Sizin yok mu sakladığınız oyuncağınız? Hadi ama yapmayın. Çocukluğa dair kendinize bıraktığınız ufak da olsa bir şeyler vardır. Kimi zaman elinize alıp anılara daldığınız. Benim var mesela. Onlardan biri de işte bu tatlı Mickey 🙂


                                      (Nasıl ama? Çok tatlı değil mi?:))
                                             

YORUMLAR

İsminiz

 

E-Posta Adresiniz

Yorumunuz

FY Ajans