Dolar : Alış : 31.0047 / Satış : 31.0605
Euro : Alış : 33.5620 / Satış : 33.6225
HAVA DURUMU
hava durumu

Adana

- Hoşgeldiniz - Sitemizde 14 Kategoride 1553 İçerik Bulunuyor.

Röportajlar

DEPREMİN HUKUKİ BOYUTU

11 Temmuz 2023 - 202 kez okunmuş
Ana Sayfa » Yazarlar»DEPREMİN HUKUKİ BOYUTU
DEPREMİN HUKUKİ BOYUTU

6 Şubat 2023 tarihinde merkez üssü Kahramanmaraş ilimiz Pazarcık ilçesinde gerçekleşen deprem, hemen ardışık şekilde Elbistan ilçesinde tekrar eden ve onları izleyen sayısız artçı sarsıntılarla Kahramanmaraş, Hatay, Malatya, Diyarbakır, Kilis, Gaziantep, Şanlıurfa, Adıyaman, Elazığ, Osmaniye ve Adana illerinde, ilçelerinde ve köylerinde onarılamaz yıkımlara, can kayıplarına ve yaralanmalara yol açılmıştır. Ülkemizin konumu, içinde bulunduğu deprem kuşağı ve bu coğrafyada sürekli olarak depremlerle beraber yaşanması gibi bilinen gerçekler dikkate alındığında; deprem olgusuna göre ve bu olgunun gerektirdiği kurallara uygun yapılaşma zorunludur.Bundan kaynaklı olarak; bu hususların dikkate alınmamasından doğacak depremin verdiği zararlardan, bu olaylarda ihmali ve icrai davranışlarda bulunanlar hukuki, idari ve cezai anlamda sorumlu olacaklardır.

Depremin meydana getirdiği zararı özel hukuk açısından inceleyecek olursak; deprem sebebiyle ölen kişilerin yakınları destekten yoksun tazminatı talebinde bulunabilir, yaralananlar ve malları zarar görenler maddi tazminat talebinde bulunabilir ve ayrıca bütün bu kişilerin tamamı bu içinde bulunduğu üzüntü ve elem verici yaşanılanlardan dolayı manevi tazminat talebinde bulunabilirler. Tüm bu tazminat davaları özel hukuk alanına girmekte olup mağdurların; sorumlulardan sorumlulukları oranında bu zararlarının giderilmesini talep etme hakları bulunmaktadır. Özel hukuk açısından açılacak bu tazminat davalarında, mahkemenin atayacağı uzman bilirkişiler vasıtasıyla sorumluların kusur oranları tespit edilecek olup, meydana gelen zarar da yine bilirkişi vasıtasıyla hesaplanarak, sorumluların sorumlulukları oranında ödenmesi talep edilebilecektir. Bu tarz sorumluluklar müteselsil sorumluluk olup, mağdur ve tazminat sahibi kişiler, haklarını kimden tahsil edebiliyorsa ondan direk tahsil etme hakkına sahip olacaklardır.

Yukarıda bahsettiğimiz müteselsil sorumluluk hususu üzerinde önemle durmak gerekmektedir. Müteselsil sorumluluk;  birden çok kişinin aynı zarardan, yükümlülerden her birinin zarar görene karşı, diğer yükümlüler tarafından zararın tamamını tazmin edinceye kadar sorumlu olması durumudur. Yani buradan anlaşılmaktadır ki; açılacak olan tazminat davalarında meydana gelen zararın tazmini kim tarafından karşılanabiliyorsa o kişi ya da kurumdan karşılatılabilir, daha sonra sorumlular ödedikleri kadarını birbirlerinden rücu edebilmektedirler. Mağdurlar bazı durumlarda müteahhidin batması ya da sorumluların ortada olmamasından dolayı kazanılsa dahi tazminatı alamayacağı endişesi duymaktadırlar. Zararı gören taraf; karşı taraf ya da taraflar dava hususunda müteselsil sorumlu olunduğu zaman, zararını muhataplardan hangisinden tahsil edebiliyorsa ondan tamamı tahsil edilebilmekte olduğundan, davayı açarken bunu dikkate alarak açmak yararlı olacaktır.

Depremin meydana gelmesi sonucu oluşacak zararları ceza hukuku açısından inceleyecek olursak; inşaat aşamasından itibaren görev yapan her türlü yapı denetim görevlileri ve ilgili kişiler; binalara yapı kullanma izin belgesi veren, oturma izni veren görevli ve yetkililer; onlara bu yönde emir ve talimat veren yetkililer; denetim görevini yerine getirmeyen ilgili belediye, Bakanlık yetkilileri ile depremin gerçekleşmesinin ardından arama ve kurtarma çalışmalarının geç, eksik ya da hatalı başlaması neticesinde kayıpların artmasına sebep olan sorumlular hakkında yürütülecek ceza soruşturması sonucunda ilgili maddeler uyarınca üst hadden cezalandırılması gerekmektedir.Yukarıda bahsettiğimiz kişiler ve kurumlar yargılama esnasında kendilerinin meydana gelen zararda kusurlu olmadığını ispatlaması durumunda beraat alabilecek, sorumlu olan kişiler ise; adam öldürme, adam yaralama ya da mala zarar verme suçlarından yargılanmada ceza alabileceklerdir.

            Depremin meydana getirdiği zararı idare hukuku açısından inceleyecek olursak; emsal Danıştay kararlarına göre; idarenin direk olayın olmasında ve ağırlaşmasında kusuru yoksa, sorumlu tutulamayacağı belirtilmiştir. İdari eylemlerden hakları ihlal edilmiş olanların idari dava açmadan önce, bu eylemleri yazılı bildirim üzerine veya başka suretle öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve herhalde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde ilgili idareye başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemeleri gereklidir.  İdareye karşı depremden doğan zararlarda dava açmadan önce idareye başvuru zorunluluğu mevcut olup akabinde; cevap alınamazsa ya da olumsuz cevap alınırsa tam yargı davası olarak tazminat davası açılabilmektedir.

Deprem nedeniyle oluşan zararları meydana getirenlerin yargılanmalarında, Yargıtay ve Danıştay kararları gereğince zamanaşımı süresi, o yapının yıkımının oluştuğu tarih itibariyle başlamaktadır. Bundan dolayı zamanaşımı hesaplanırken yapının yapıldığı tarihin baz alınmadığı, zamanaşımı başlangıç süresinin yıkımın olduğu tarih olarak kabul edilmesi gerektiği açık ve net şekilde karara bağlanmıştır.

Geçirmiş olduğumuz deprem felaketi dolayısıyla binlerce yurttaşımız vefat etmiş, yaralanmış ve mal kaybı yaşamıştır. Bu zararları meydana getirenlerin en ağır şekilde cezalandırılması ve ayrıca; maddi ve manevi olarak zarara uğrayan kişilerin mağduriyetlerin madden giderilmesi gerekmektedir. Depremin oluşturduğu ekonomik zararlar da telafi edilmedikçe insanların hayatlarını yeniden oluşturabilmesi mümkün olmayacaktır. Bundan kaynaklı olarak da sadece kişilerin ceza yargılanması ile cezalandırılması yeterli olmayacak olup, tazminat davalarında da sorumluların en adil şekilde yargılanarak vatandaşlarımızın mağduriyetlerinin giderilmesi gerekmektedir.

YORUMLAR

İsminiz

 

E-Posta Adresiniz

Yorumunuz

İlgili Terimler :
FY Ajans