Dolar : Alış : 18.6123 / Satış : 18.6458
Euro : Alış : 19.4206 / Satış : 19.4556
HAVA DURUMU
hava durumu

Adana

- Hoşgeldiniz - Sitemizde 14 Kategoride 1338 İçerik Bulunuyor.

Röportajlar

Adana’nın Huzur Bahçesinde Huzurun Sanatı: Ebru

14 Mayıs 2022 - 330 kez okunmuş
Ana Sayfa » Röportajlar»Adana’nın Huzur Bahçesinde Huzurun Sanatı: Ebru
Adana’nın Huzur Bahçesinde Huzurun Sanatı: Ebru

Köklü ve kadim bir tarihe sahip olan Adana’da pek çok tarihi mekan ve camii bulunuyor. Fakat Ulu Camii, çevresinde zamana meydan okuyan ağaçlar, ahşap taburelerde demli sohbetler eden insanları ile diğerlerinden ayrılıyor. Geçmişle bugün arasında eşsiz bir tünel vazifesi görüyor. Ulu Camii’nin heybetli binasının dış avlusunda kümelenen güvercinler,  Camii’nin hemen yanı başında bulunan Ulu Camii Külliyesi ve Külliye içindeki atölyeler, çay bahçesi ve muazzam çiçekleri ile zamanın durduğu bir tablo gibi öylece duruyor. Ulu Camii Külliyesi, her şeyin çok hızlı ve anlaşılması güç bir hızla ilerlediği kent hayatının tam orta yerinde vaha gibi huzura susamışlara kucak açıyor. Külliye bahçesinde o vahanın tadını demli bir çayla çıkarırken Hüsn-i Hat atölyesi gözüme çarpıyor. İçerden heyecanla bir şeyler anlatan kadın sesi duyunca çayı hızlı yudumlarla içip sese doğru gidiyorum. Sesin sahibinin, öğrencilerine “Ebru Sanatını” anlatan Kültür Turizm Bakanlığı Ebru Sanatçısı Ayşegül Kavas olduğunu öğreniyorum. Konuşması bitince yanına gidip tanıştım. Ebru Sanatı’na dair merak ettiklerimi sordum, o da öğrencilerine anlattığı gibi aynı heyecan ve öz veri ile İş’te Life Adana mikrofonlarına anlattı…

İş’te Life Adana/Hanifi Aktaş

Sizi tanıyabilir miyiz?

Ayşegül Kavas/Kültür Turizm Bakanlığı Ebru Sanatçısı

Erciyes Üniversitesi Dokuma ve El Sanatları Bölümü mezunuyum. Esas branşım halı kilim dokumacılığı. Fakat Ebru sanatıyla tanıştıktan sonra yoğunluğumu bu sanata verdim. Şuan hem kendi atölyemde hem de Ulu Camii Külliyesi içerisinde bulunan atölyede Ebru Sanatını öğretmeye çalışıyorum.

Ebru Sanatı’na merak nasıl başladı?

 Üniversitede seçmeli ders olarak Ebru sanatı ile tanıştım. Ancak içine girince Ebru sanatına aşık oldum. İlk defa 14 yaşındayken bir belgesel programında görmüştüm Ebru sanatını ve büyülenmiştim. Sonrasında da bu sanata ilgim arttı. Fakat o dönem Adana’da bunu öğrenebileceğim, tecrübe edebileceğim bir yer yoktu. Daha sonrasında İstanbul’a öğretmenlik formasyonluğu için gittim ve orada iki sene yaşadım. Bu süre zarfında çok değerli ustalarla çalışma fırsatım oldu. İstanbul’da Küçük Ayasofya’da Özbekler Tekkesi’nde çok değerli hocalarla çalıştım. Eda Özbek Anday (Özbekler tekkesi silsilesinden gelen bir insan. Hem mesnevi ve tasavvufta yetkin hem de Necmettin Okyay’ın torunu. Necmettin Okyay çiçekli Ebruları başlatan bir ustadır)Ayrıca Alparslan Babaoğlu, Fuat Başar gibi çok değerli ustalarla çalıştım.

Ebru Sanatı’ndan bahseder misiniz?

Hüsn-i Hat Atölyesinden Görünüm

Ebru normalde bir zanaattır, yani meslektir. Dolayısıyla da usta çırak ilişkisi olan bir şecereden devam etmektedir. Ama günümüzde bu uğraş sanata dönüştü. Birçok sanata entegre olma özelliğinden dolayı da dünyada bilinirliği hızla artmaktadır.

 Ebru yapmak için öncelikle tekneye kitre ile yoğunlaştırılmış su eklenir ve istenen kıvam yakalanır daha sonrasında teknede hazırlanan sıvı tülbentten süzülerek temizlenir. Ebru yapımının sonraki aşamasında toprak boyalar ezilerek macun kıvamına getirilir ve boyaya öd eklenerek bu karışım 15 gün dinlenmeye bırakılır.

Herkes Ebru yapabilir mi?

Ebru nefsi ehlileştiren, nefsi terbiye eden bir sanattır. Yapan kişiye sabırlı olmayı, tefekkür içerisinde çalışmayı ve Rabbi’nin sana zuhur ettiği inancı bir şekilde teknede görebilmeyi öğretir. Ebru yaparken zaman mefhumunu kaybedersiniz. Sabah On’da tekne başına oturup ertesi sabah Beş’e kalktığımı bilirim. Ama o saat aralığı bana bir saat gibi gelir.

Ebru’nun Tasavvufla ilişkisi biliniyor. Sizde nasıl tesir etti bu ilişki?

Fuat Başar Hocamız derdi ki abdestsiz tekne başına geçmeyin. Ben de bu gelenekten geldiğim için teknemin başına asla abdestsiz geçmiyorum. Teknenin başına edeple oturduğunuz zaman yaptığınız eser de ona göre şekilleniyor. Ayrıca hocam derdi ki tekne hayatınızdır. Oturduğunuz bu tekneye ne kadar hakimseniz hayatınıza da o kadar hakim olursunuz. Ebru sanatı külli iradeyle sizin cüzi iradenizin birleşerek ortaya konduğu bir sanattır. Siz tekne başına geçtiğinizde fırça darbenizi aşağı atmak niyetinde olabilirsiniz, bu sizin cüzi iradenizdir, ama külli irade onun yukarı gitmesine karar verirse atımınız yukarı gider. Hayatın da böyle olduğunu düşünürüz.

Ebru sanatının kökleri nereden geliyor?

Ebru sanatının köklerinin 9. ve 10. yüzyıla kadar uzandığı varsayılmaktadır. Orta Asya’dan İpek Yolu dolayısıyla geldiği düşünülüyor. Yalnız oradan gelen Ebruların en büyük özelliği Japon ve Çinlililerin Ebruya benzer sanatından etkilendiği görünüyor. Bizde Japon ve Çinlilerden ayrı olarak Kitre, Salep ve Ayva çekirdeği gibi yapıştırıcı ve organik malzemeler kullanılmış.

Biz fırçalarımızı da boyalarımızı da kendimiz üretiyoruz. 16. Yüzyıldan bu yana süre gelen bu geleneği sürdürmeyi hedefliyoruz. Gül dallarından saplarımızı, at kıllarından fırçalarımızı, kızıl topraklardan boyamızı yapıyoruz.

Ebru Sanatı’nda da iki ayrı ekolden bahsedilir. Nedir bu mesele?

Ebru sanatında iki ayrı ekol var. Gelenekselciler  ve Yeniciler. Gelenekselciler Ebru sanatını daha gelenekçi tekniklerle yaparken, yenilikçiler ise Ebru sanatını daha çeşitli alanlara taşımak için farklı teknik ve metotlar geliştirmişlerdir. En büyük teknik farklılık, yapılan çalışma tekne üzerinden kağıda çekilirken, gelenekçilerin tekne üzerinden kağıdı sıyırarak çekmeleri, yenilikçilerin sıyırmadan direkt olarak çekmeleri. Teknik farklılıkların dışında düşünsel farklılıklar da olabilir tabi.

Ulu Camii Dış Avlusu’nda bulunan güvercinler

Ulu Cami ve Külliye arasında yer alan çay bahçesi
Hüsn-i Hat Atölyesi içinden görünüm

YORUMLAR

İsminiz

 

E-Posta Adresiniz

Yorumunuz

FY Ajans